Nasıl marka olunur? Marka için yapılan fedakarlıklar.
“Marka olmak istiyoruz.”
Bu cümleyi söylemek kolay.
Zor olan, o cümlenin altını yıllarca doldurmak.
Marka; logo, renk paleti ve sosyal medya hesabından ibaret değil.
Marka, insanların zihninde sizinle ilgili oluşan duygu, güven ve alışkanlık bütünü.
Yani siz kendinize “markayım” diyerek değil, insanlar sizi öyle gördüğünde gerçekten marka oluyorsunuz.
Peki nasıl marka olunur? Ve bu yolculukta hangi fedakarlıklar gerekiyor?
1. Marka Olmak: İsim Değil, Duruş Meselesi
Marka olmak, önce şu sorulara net cevap verebilmekle başlar:
* Biz neyi savunuyoruz?
* İnsanlar bizi hangi kelimelerle hatırlasın istiyoruz?
* Bizimle çalıştıklarında ne hissedecekler?
Bu sorulara net bir cevabınız yoksa, harika bir logo tasarlasanız da, mükemmel bir web sitesi de kursanız, bir süre sonra iletişiminiz dağılmaya başlar. Marka mimarlığının temelinde kim olduğunuzu bilmek var.
“Doğru soruyu soran, hatalarından öğrenen, değer üretmeye odaklanan markalar, o yolun sonunda sadece “firma” değil, gerçekten marka olarak anılıyor.”
2. Herkes Değil, “Doğru Kişiler” İçin Var Olmayı Kabul Etmek
“Her kesime hitap ediyoruz.”
Bu cümle kulağa hoş geliyor ama markalaşma açısından tehlikeli.
Gerçek markalar, herkese değil, doğru kişilere hitap ettiklerinde büyüyor.
Bu da bir fedakârlık gerektiriyor:
* Herkese aynı anda sevimli görünmeye çalışmamak,
* Belli bir hedef kitleye odaklanmak,
* Bazı müşterileri bile bile “bizlik değil” diyerek kaçırmayı göze almak.
Bu fedakârlık şunu getiriyor:
Daha az kişi, ama daha doğru ve sadık bir kitle.
3. Kısa Vadeli Kazançtan Vazgeçmek
Marka olmak, bazen “bugünkü ciro”dan çok “yarının itibarı”nı düşünmeyi gerektirir.
* Hızlı para kazandıracak ama markanıza zarar verecek işlerden uzak durmak,
* Ucuzlayarak değil, değer katarak rekabet etmeye çalışmak,
* “Şimdilik böyle idare edelim” demek yerine, “Böyle gitmesini istemiyoruz” diyebilmek…
Bunların hepsi küçük ama kritik fedakârlıklardır.
“Marka olmak isteyen işletmeler şunu kabul etmeli:
Her fırsat, doğru fırsat değildir.
Bazı işlere “hayır” diyebilmek, markanın uzun ömürlü olmasını sağlar.”
4. Tutarlılık Fedakârlığı: Her Yerde Aynı Kişi Olmak
Marka olmak; yalnızca Instagram’da güzel görünmek değil,
müşteri telefon açtığında, mail attığında, mağazaya geldiğinde, ürünü kullandığında aynı kalite ve tutarlılığı hissetmesi demektir.
Bu ne demek?
* İletişim tonunuz her mecrada benzer olacak,
* Tasarım diliniz dağınık değil, tanınır olacak,
* Müşteri deneyimi, “kiminle konuştuğuna” göre değişmeyecek.
Bu da şu fedakârlığı gerektirir:
* Kolaya kaçmamak.
* Bugün böyle yapalım, yarın bakarız” dememek.
* Bir kere belirlediğiniz standartlara sadık kalmak.
5. Zaman, Enerji ve Sabır Fedakârlığı
Marka olmak, kısa kampanya değil, uzun yolculuk işidir.
* Birkaç reklamla,
* Üç-beş postla,
* Bir-iki ayda “marka” olunmaz.
Gerçek bir marka:
* Yıllar içinde tanınır,
* Sürekli benzer bir kalite sunar,
* İnsanların hayatında alışkanlığa dönüşür.
6. Egodan Vazgeçmek: Pazarın Sesini Dinlemek
Bir başka fedakârlık da şudur:
Ben böyle istiyorum” cümlesini,
bazen “Pazar böyle istiyor” gerçeğine göre esnetebilmek.
Marka olmak için:
* Müşteri geri bildirimlerini gerçekten duymak,
* Hataları kabul edip düzeltmek,
* Böyle gelmiş böyle gider” dememek gerekir.
Egonun geri çekildiği yerde, markanın gelişmesi için alan açılır.
7. Peki Buna Değer mi?
Evet, zor.
Evet, fedakârlık istiyor!
Zamandan, konfordan, bazen hızlı kazançtan, bazen herkesi memnun etme arzusundan.
Ama karşılığında ne alıyorsunuz?
* Fiyatı sadece rakamla değil, değerle konuşulan bir marka,
* Tek seferlik müşteriler yerine, geri dönen sadık bir kitle,
* Kriz anında bile arkasında durulan bir isim,
* Yeni işlerde size referans olan güçlü bir itibar.
Marka olmak; ürünü satmaktan çok, ismine güven satabilmek demektir. Bu yüzden fedakârlıklar yorucu görünse de, uzun vadede her biri yatırım niteliğindedir.
Son Söz: Marka Olmak Bir Karar, Gerisi Yolculuk
“Nasıl marka olunur?” sorusunun tek bir sihirli cevabı yok.
Ama net olan bir şey var:
Marka olmak, önce bir karar:
* Tutarlı olmayı seçmek,
* Uzun vadeli düşünmeyi seçmek,
* Kendi çizgini korumayı seçmek,
* Ve bunun için bazı şeylerden vazgeçmeyi kabul etmek.
Sonrası İse Bir Yolculuk.
Doğru soruyu soran, hatalarından öğrenen,
değer üretmeye odaklanan markalar,
o yolun sonunda sadece “firma” değil, gerçekten marka olarak anılıyor.
Bir yanıt bırakın